eğilmiş

eğilmiş
косой

İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Türkçe-Rusça Sözlük ve Rus-Türkçe Sözlük. . 2005.

Игры ⚽ Нужно сделать НИР?

Смотреть что такое "eğilmiş" в других словарях:

  • MÜNHANİYE — Eğilmiş, eğri ve çarpık olan. Bükülmüş. * Geo: Eğri çizgi. Hatt ı münhani …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MÜTEAVVİC — Eğilmiş, eğri, çarpılmış, çarpık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • bahçıvan — is., Far. bāġçevān 1) Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse İleride iki büklüm eğilmiş, elindeki çapayla tarhlarda çalışan bahçıvan, otomobilin gelişini görünce ağır ağır doğruldu. H. E. Adıvar 2) Geçimini bahçe ürünlerini… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bostan — is., Far. būstān 1) Sebze bahçesi Babası küçük bostanda yere eğilmiş, salatalıkları koparıyor. P. Safa 2) Kavun, karpuz tarlası 3) Kavun ve karpuza verilen ortak ad Birleşik Sözler bostan bekçisi bostan bozuntusu bostan dolabı bostan gölgeliği …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bükük — sf., ğü Bükülmüş, eğilmiş olan Az beli bükük ve gözleri biraz baygın bir ihtiyar. O. C. Kaygılı Birleşik Sözler beli bükük boynu bükük …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çapa — is., İt. zappa 1) Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı İleride iki büklüm eğilmiş, elindeki çapayla tarhlarda çalışan bahçıvan, otomobilin gelişini görünce ağır ağır doğruldu. H. E. Adıvar 2) Çapalama işi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çengel — is., Far. çengāl Bir yere takılmaya, geçirilmeye yarayan eğri ve ucu sivri demir Kız eğilmiş, panjurun kanatlarını çengellerine takıyor. R. H. Karay Birleşik Sözler çengel atış çengel çeneliler çengel iğnesi çengel sakızı Atasözü, Deyim ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • delikleşmek — nsz Delikler, girintiler oluşmak O merdivenlerin taşları ... basa basa çukur kavislerle âdeta esneyen bir tahta gibi eğilmiş, sünger gibi delikleşmişlerdi. R. E. Ünaydın …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eğik — sf., ği 1) Yatay bir çizgi veya düzlemle açı oluşturacak biçimde olan, yalman, mail, şev 2) Eğilmiş olan, dik veya düz olmayan 3) Bükülmüş Başı yine yere eğik, sol kolu yine kalçasındaydı. Ö. Seyfettin 4) is., mat. Dik veya paralel olmayan doğru… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eğim — is. 1) Eğilmiş olma durumu 2) Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi, eğiklik, meyil Yamacın eğimi. Birleşik Sözler eğimölçer …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eğinik — sf., ği 1) Eğilmiş olan, eğik 2) Bir şeyi sevmiş, istemiş veya yapmaya içten yönelmiş olan …   Çağatay Osmanlı Sözlük


Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»